Geçen yaz çok olmasada haftaiçleri adaya iniyordum. Staj derdinin içinde bir değişiklik olarak görüyordum. Staja bir gün gidiyordum, iki gün adaya iniyordum. Aslında dert dedim ama çok eğlenceli geçmişti stajım. Oturduğum yerin bir sokak altında bir otopark şantiyesinde staja başlamıştım. Bin bir türlü insan, bin bir tane enteresanlıkla karşılaşıyordum. Duyduğum anılar, bahsedilen şahıslar hayal edebileceğinizin çok ötesindeydi. İşten çok laubalilik yapıyorduk. Elemanlardan biri bir keresinde cadı suratlı bir maske getirmişti. Biz stajerler proje müdürüyle sohbet ederken adamcağızın konteynırına bu maskeyle dalmıştı. Ödünü koparmış, ağzına s.çmıştı. Başka bir ameleyiyse 4. kattan aşağıya işerken görmüştük. Neyse kursağınızda bırakmak istemem ama şimdilik stajdan bahsetmeyeceğim:)
Bahsediceğim olay stajdan kaçıp adaya inmeye karar vermemle başlıyor. Babaanneme de güzel bir süpriz olucağını düşünerek otobüsle Kabataş'a gittim. Hava mükemmeldi. Ama mükemmel olmayan tek şey ise vapuru 10 saniyeyle kaçırmamdı. Her şeye geç kalan bir insan olduğum için buna da kalmam şaşılası bir durum değildi. Görevli "boşuna uğraşma çok bekledi vapur kapıyı açamam" dediğinde içimden "hay senin ananı" dedim ve deniz otobüsüne doğru yöneldim. Neyseki 15 dk. sonra Heybeliada - Büyükada seferi vardı. Beklemeden turnikeden geçtim. Kapılar açıldığında katamaranda yukarı doğru çıktım. Ben çıktığımda üst kat çok kalabalık değildi. O yüzden istediğim yeri seçebiliyordum. Deniz otobüslerinde klima o kadar açık oluyorduki sanki hava 70 derece. Gavur malı gibi açmışlardı klimayı. İnsanın üşümek gibi bir özelliği yoktu çünkü. Nereye otursam vuruyor kardeşim bu klima. Bana en azından uzaktan gelsin diye ortaya en öne oturdum. Yanımda da bir spor gazetesi bulmuştum. Başlamıştım kolpa transfer haberlerini okumaya. Hiçbir şeyim normal gitmediği gibi bu da gitmedi.
Kısa bir süre sonra sağ tarafımdaki koltuklara kalabalık bir turist grubu karşılıklı olarak oturmuşlardı. Tipleri ya Ortadoğulu ya da Orta Asyalı. Üç kadın, bunlardan biri aşırı rüküş, disko topu gibi pasparlak giyinmiş; Esmer, şişman, beyaz iç donuna benzeyen şalvarımsı bir şey giymiş iki tane de adam vardı. Siyah güneş gözlükleriyle de oluşturdukları kombinasyonu tamamlamışlardı. Üç tane de çocuk vardı. Onlar oturduktan sonrada benim yanıma sonradan rehberleri olduğunu öğrendiğim kadın oturdu. Neyse dedim, gömüldüm gazeteye.
Bu grup çok bi hiperaktifti. Sürekli rahatsız edici bir hareketlilikleri vardı. Önce çocukların bağıra bağıra konuşmaları daha sonra hepsinin bağıra bağıra konuşmalarına dönüşmüştü. Deli gibi gülmeler, kahkahalar herşey onlar için çok eğlenceliydi. Hızını alamayan iki adam birden kendi dillerinde şarkı söylemeye başlamışlardı. Diğerleri de eşlik etmeye başladı. Üst kattaki yolcularda bir hava oluştu ki, bazıları napıyor bunlar diye gülüyordu, bazılarıda yeter kardeşim tarzı cık cıklamalara başlamışlardı. Şarkılar, türkülerle ortam iyice Flash TV'ye dönmüştü. Ben bile dayanamaz olmuş, içimden yeter lan-lara başlamıştım. İşin boyutu o kadar değişti ki, adamlar o on metrekarelik alanda oynamaya başladılar. Alkışlar ıslıklar havada uçuşuyor. Yanımdaki kadında tempo tutarken bir an için bana baktı ve işte arandığım fırsatı bulmuştum. Göz göze geldik. İngilizce " İçerideki insanlar rahatsız oluyor, sessiz olabilir misiniz?" dedim. Kadın anlamadı. "Türkçe, Türkçe biliyosun? Ben Türkçe biliyorum, rehberim de" dedi aksanlı bir şekilde. "Ha peki" dedim, "Buradaki insanlar yaptığınız gürültüden rahatsız oluyor, daha pahalı olmasına rağmen sessiz sakin olduğu için bu vapuru tercih ediyorlar" dedim. Anlamadı. Daha basit bir şekilde tam söyleyecekken arkadan bir ses bağırarak "Ağzınıza s.çtıklarımınnn, rahat durun lannn"dedi. Yanımdaki kadın irkildi, hemen bana dönüp "ne dedi?" dedi. Bende daha basit bir şekilde olayı anlattım. Hemen susturdu kalabalığı. Rahatsız ettikleri için benden çok özür diledi. Türkmenistan'dan geldiklerini ve birkaç gereksiz ayrıntıyı daha ben sormadan anlattı. Kafamı salladım. Sessizliğe gömüldüler. Ben ise bu olaydaki vakur duruşumla birlikte gazetenin transfer haberlerine geri döndüm.
vayy iyisin :) daha çok yazını bekliyoruz
YanıtlaSil